Ceren kim?

kahvekadinkitap.com ‘da yayımlanan röportajım;

ÖNCE SİZİ TANIYALIM?

Ceren Çiftçi, Diş Hekimiyim, 25 yaşındayım. Kendimi İzmirli hissediyorum:) İzmir’e aşığım. Gönüllü hekim olarak mesleğime başladım. Meslek hayatıma yön verecek güzel deneyimleri bu sayede yaşadım. Ege Ağız-Diş Sağlığı ve Diş Hekimleri Dernegi ile Prof. Dr. Ertuğrul Sabah yönetiminde illerde ve ilçelerde engellilerin ücretsiz diş tedavilerini gerçekleştirdik.Screenshot_2017-03-04-10-15-34-1
Şu anda özel bir klinikte çalışıyorum. Mesleğim dışında da aynı sizin gibi ‘beni mutlu eden seyleri daha çok yapıyorum!’ 🙂

ÇÖPE GİTMESİN NEDİR, SOSYAL SORUMLULUK PROJESİNE NASIL DÖNÜŞTÜ?

‘Çöpe gitmesin’ yaklaşık 4 yıldır ‘kendin yap’ fikirleri, geri dönüşüm projeleri üzerine yazdığım blogum.
Birebir kendim uyguladığım, aşamalarını kendim fotografladığım projelerden oluşuyor. Son 1 yıldır da sosyal sorumluluk projesi. Benim için tam tanımı ‘farkındalık hareketi’.

Şöyle anlatayım;

Derslerimde, arkadaşlık ilişkilerimde, aşk hayatımda peşpeşe yaşadığım mutsuzluklar ve başarısızlıklar beni bir düşünceye sevk ettim. “Eee hayat sadece aile, arkadaş, iş-okul üçgeninde mi geçecek yani?” Bana bu soruyu sordurdu. Bilerek ve isteyerek bol bol yalnız kaldım 🙂

Kendini tanımanın, iç sesini duymanın en iyi yolunun yalnız kalmak olduğunu düşünüyorum. Bu bildiğimiz evde yalnız kalmak gibi birşey değil; çok daha sert, etrafındaki birçok kişiden uzun bir süre uzaklaşmak. Bazı cevapları görebilmek ancak böyle mümkün olabiliyor. Mesela; sosyal olmak, grup grup arkadaşların olması değil. Sadece birilerini çekiştirmek için bir araya geldiğin insanlar ‘arkadaş’ın değil. Markasız ayakkabıyla yürümeye çekiniyorsan bu gerçek sen değilsin.

Böyle böyle gözlemledikçe düşündükçe üzerimizde ne kadar gereksiz baskı yarattığımızı farkettim. Bazen kendi kendimize uyguladığımız ya da dışarıdan bizim üzerimizde yaratılan bir baskı bu. Ben en nihayetinde tek başına olan bir varlığım! Kimseye uymak zorunda değilim; kimse gibi olmak zorunda da değilim.

Screenshot_2017-03-04-10-16-16-1

Hayatına hep başkalarının ön yargılarıyla önceden verilmiş kararlarla mı devam edeceksin? yani birisi İzmir çok çirkinmiş dedi diye görmeye gelmeyecek misin misal. Aynı bir köpegin sudan cıkarken yaptığı suyu sırkıtış hareketi gibi kafamı (kafamın içini) sağa sola fırlattım hızlıca.

Dünya öyle büyüdü ki ben iyice küçüldüm. Minicik bir nokta kadar kaldım. Bunca büyük nimetlerle sunulmuş kusursuz bir düzenle işleyen dünyaya, nefes bahsedilmiş bedenime hayran kalmaya başladım. İbadetler, dile gelen şükürler yetmemeye başladı. Kuru kuruya yapılan yine ezbere şeylerdendi bunlar da. Hissetmem için kalbim, düşünebilmem için aklım var.

İyi ve güzel şeyler yapabilmek için dahasına gerek var mı ki zaten? “Bir çocuk değişir dünya değişir” sözüne yürekten inanmamdan ötürü; bu farkındalığım geri dönüşüme olan merakımla ‘çöpe gitmesin’ adıyla birleştiğinde ilk yoğunlaştım çocuklar oldu. Ama tabii ben yine de dezavantajlı diyebileceğimiz her kim varsa engellisi yaşlısı kalbine sevgi tohumunu ekmeye niyet ettim. Nitekim niyetimdeki gibi de oldu.

İnstagram’dan Facebook’dan sesimi duyanlar bir köşede beklettiği işe yaramayan ne varsa bana kargo yoluyla ulaştırdılar. Ben de dezavantajlı kimselere ulaşmasına vesile oldum, oluyorum, oluyoruz 🙂

Processed with VSCO with f2 preset

BİZLER VEYA ŞUAN YAZIYI OKUYANLAR NE YAPABİLİR?

Atmadan önce düşünün 🙂

Senin işe yaramaz sandığın tekerleği çıkmış kırılmış oyuncak araba hiç oyuncagı olmamış bir
çocuk için ne muhteşem! Ya da modasının geçtiğini düşündüğün çanta, biblo, toka hayatında hiç hediye almamış bir engelli için ne kadar mutluluk verici.

Kendimden örnek vereyim kına gecelerinden biriken halay mendilleri, şallar, bir diziden sonra meşhur olan kırmızı tüllü taçları inanılmaz gereksiz buluyorum. Hep atmakla atmamak arasındaydım. Hadi taçlar neyse ama halay mendiliyle kimi sevindirebilirdim:) Meğersem bir evcilik oyununda oyuncak bebeği uyurken üstüne örttüğü örtü olabilirmiş.

O yüzdendir ki çöpe gitmesin; hepimizin mutluluğu huzuru olsun!
Screenshot_2017-03-04-10-15-22-1
Sadece kendi ülkem değil bir çok yer yaşanılamayacak hal almaya başladı. Gidip de sevmediğimiz siyasileri, yönetimleri yok edemeyeceğimize göre? Bunların değişmesini beklemek de bir o kadar mantıksız olacaktır. Yaptığımız iyiliğin küçük mü büyük mü oldugu kıyasına düşmeden inşallah buluşuruz iyi günlerimizin çoğaldığı vakitlerde.

Bana inanan, desteğini esirgemeyen herkese ve bu röportaj için sizlere çok tesekkur ederim.

Reklamlar